Etiket arşivi Haksız

ileadmin

Haksız Tutuklama Nedeniyle Tazminatlarda Vekaletnamede Özel Yetki

T.C. Yargıtay 12. Ceza Dairesi

Esas No:2015/1118
Karar No:2015/12705
K. Tarihi: …/…./…..

Davacı C.. D.. tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin hüküm, davalı vekili ve davacı C.. D.. vekili tarafından, davacı K.. D.. tazminat talebinin usulden reddine ilişkin hüküm, davacı K.. D.. vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;

Water Filter W10295370 Choosing a good water filter is an important thing, and water filter W10295370 is your first choice. It can effectively filter out the impurities in the water. It includes reducing the presence of chlorine. Water Filter 4396841 Change the water filter. Water filter 4396841., it can effectively reduce pollutants, including drugs, pesticides, water borne parasites, lead, asbestos, and industrial chemicals, and other harmful substances

1- Davacı C.. D.. tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin hükme yönelik davacı vekili ve davalı vekilinin temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Yapılan incelemeye, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davacı vekilinin tazminat miktarına, davalı vekilinin davanın reddine karar verilmesi gerektiğine, tazminat miktarına, faize ve vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün, isteme uygun olarak ONANMASINA,
2- Davacı K.. D.. tazminat talebinin usulden reddine ilişkin hükme yönelik davacı vekilinin temyiz taleplerinin incelenmesine gelince;
Tazminat talebine ilişkin açılan davanın vekaletnamede özel yetki bulunmaması nedeniyle eksikliğin 1 ay içinde giderilmesi meşruhatını içerir tebligata rağmen giderilmemesi nedeniyle CMK’nın 142/4. maddesi gereğince davanın usulden reddine dair verilen kararın esas itibariyle davanın reddi olarak değerlendirilerek yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Tazminat davasının, dayanağını teşkil eden beraat hükmünün verilmesinden kısa bir süre sonra verilen vekaletnameye dayanarak yine beraat hükmünün kesinleşmesinden itibaren kısa bir süre geçtikten sonra açıldığı, davacı ile avukatı arasındaki vekalet ilişkisi gösteren vekaletin genel bir vekaletname olduğu, mahkemenin vekaletnamede yetki eksikliğinin bulunduğundan bahisle davanın açılmasına muvafakatının bulunup bulunmadığının tebliğ tarihinden itibaren 1 ay içerisinde bildirilmesi aksi takdirde davanın CMK’nın 142/4. maddesi uyarınca reddine karar verilebileceğine dair meşruhat içeren evrakın davacıya 07.10.2013 tarihinde tebliğ edildiği, davacının ise 14.11.2013 havale tarihli dilekçesi ile açılan davaya muvafakatının bulunduğunu bildirdiğinin anlaşıldığı olayda; belirtilen eksikliğin CMK’nın 142/4. maddesi kapsamında tamamlanması gereken belge niteliğinde bulunmayıp dava şartları ile ilgili olduğu, diğer yönden HMK’nın 74. maddesinde özel yetki gerektiren hallerin sınırlı olarak sayıldığı dosyaya sunulan vekaletnamenin de baştan itibaren yasanın aradığı şartları taşıdığı görülmekle yargılamaya devamla esas hakkında bir hüküm kurulması gerekirken davanın reddine karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, davacı vekilinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebepten 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 07.09.2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

ileadmin

Haksız El Koymada Geçmiş Günler Tediyesinde Temerrüt Sebebiyle Faiz Yürütülemez

T.C. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi

Esas No: 2016/8204
Karar No: 2017/5342

MAHKEME : ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19/01/2016 tarih ve 2014/268-2016/71 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı İsmail Karip’in kullandığı krediye kefil olduğunu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davalının müvekkili aleyhine takip başlatıp müvekkilinin ticari hesabındaki 106.000 TL’ye el koyduğunu, müvekkilinin itirazı üzerine açılan itirazın iptali davasında müvekkilinin genel kredi sözleşmesine kefaletinden kaynaklanan borcun 38.500 TL olduğunun belirlendiğini, böylece el konulan 67.500 TL’nin haksız alındığının sabit hale geldiğini, icra müdürlüğünce sadece haksız alınan ana paranın iadesi için işlem başlatıldığını, ancak haksız el konulan paranın el koyma tarihinden itibaren faizinin de ödenmesi gerektiğini ileri sürerek 67.500 TL’ye el koyma tarihi olan 25.06.2008 tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek ticari reeskont faizi uygulanmak suretiyle asıl alacak faizinin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili, 07.12.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile talep sonucunu 66.061,88 TL’ye çıkararak bu tutarın 25.06.2008 tarihinden itibaren bankalarca uygulanan en yüksek ticari reeskont faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili tarafından açılan itirazın iptali davasının kısmen kabul yönünden kesinleşmesi üzerine davacının icra dosyası üzerinden çektiği muhtıraya binaen 73.171,08 TL’nin icra dosyasına yatırıldığını, böylece davacı alacağının karşılanmış olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı vekili, faiz alacaklarının 5 yılda zaman aşımına uğradığını belirterek ıslah dilekçesine karşı zaman aşımı definde bulunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı hesabında bulunan 106.000 TL’ye takibe konu borç gerekçe gösterilerek 25.06.2008 tarihinde el konulduğu, asliye hukuk ve icra hukuk mahkemelerinde görülen ve kesinleşen mahkeme kararları doğrultusunda el konulan bu tutardan 73.171,08 TL’sinin davacıya iadesi gerektiğinin belirlendiği, bu bedelin eldeki davanın açılmasından sonra 31.03.2014 tarihinde davacıya iade edildiği, talebin 67.500 TL’nin faizi olarak hasredildiği, sebepsiz zenginleşmelerde ihtara gerek bulunmaksızın temerrüde düşüldüğü, 25.06.2008 tarihinden dava tarihine kadar işleyen avans faizinin bilirkişi tarafından tespit edilen tutarı olan 66.061,88 TL kadar davalının sebepsiz zenginleştiği, dava tarihinde doğan alacak 25.06.2008 tarihinden itibaren işleyen faiz olduğu için zamanaşımının dava tarihinde başlayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, faiz talebinin asıl alacağa tabi olmasına, davalı banka tarafından davacının mevduat hesabına haksız el konulmasının bankacılık işlemi niteliği taşımasına ve ıslah tarihi itibariyle bankacılık ilişkisinden kaynaklanan zamanaşımı süresinin dolmamış bulunmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı, davalı bankada bulunan mevduatın 67.500 TL’lik kısmına haksız el konulduğunu ileri sürerek bu tutarın el konulma tarihinden itibaren işleyecek faizinin tahsilini talep etmiştir. Mahkemece, haksız el konulan tutarın dava tarihinden sonra iade edildiği belirtilip haksız el koyma tarihi olan 25.06.2008 tarihinden dava tarihine kadar işlemiş faiz olan 66.061,88 TL’nin davalıdan tahsiline, bu tutara dava tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine karar verilmiştir. Ancak, haksız el koyma tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 104/son (6098 sayılı TBK’nin 121/son) maddesi uyarınca geçmiş günler faizinin tediyesinde temerrüt sebebiyle faiz yürütülemeyecek olup mahkemece, bu husus nazara alınmaksızın hükmedilen tutara dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi yerinde görülmemiş, kararın bu yönden bozulması gerekmiş ise de, yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK 438/7. maddesi uyarınca hükmün, aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile, hüküm fıkrasının 3 nolu bendinin tümüyle hükümden çıkarılmasına, kararın davalı yararına DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 16/10/2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.